Facebook Skandalı Neden Çok Önemli?

Orada, bilgisayarının başında ne kadar güvendesin? Peki, internetteki dijital ayak izlerinizin ne kadar farkındasın?

Artık hayatımızın neredeyse tamamı internette geçiyor. Hayır, sadece bilgisayar karşısında oturmaktan bahsetmiyorum. Cebinizdeki akıllı telefonla, kolunuzdaki akıllı saatle ya da kredi kartı ile her alışveriş yaptığınızda, aslında sürekli internettesiniz.

Sosyal medyadaki her paylaşımınız, her beğendiğiniz paylaşım, internette aradığınız her kelime, yani internette bıraktığınız her ayak izi, sizinle ilgili, sizin kim olduğunuzla ilgili bir şey söylüyor. Firmalar artık bizim internette bıraktığımız ayak izlerimize bakarak, bizi bizden bile iyi tanıyor.

Mesela telefonum sabah arabamdaki ses sistemine bağlandığında gideceğim adresi ve orasının benim iş yerim olduğunu biliyor. Ya da her akşam işten çıktığımda gittiğim adresin evim olduğunu biliyor.

Hani Cem Yılmaz dalga geçiyordu ya, “CIA bizi izliyormuş”. Hayır, tabii CIA seni izlemiyor ama çeşitli firmalar senin üzerinden veri topluyor ve bunları kimi zaman sana bir şeyler satmak için kimi zaman da bu son yaşanan Facebook skandalında olduğu gibi koca bir ülkenin seçim sonuçlarını etkilemek için kullanabiliyor. İşte Facebook skandalı olarak televizyonlarda, gazetelerde boy boy anlatılan olayın özü de aslında bu.

Kişisel Bilgilerimiz Satılıyor

Günümüz internet dünyasının güvenliği için en doğru sözlerden biri şu aslında “Eğer ürüne para vermiyorsan demek ki ürün sensin”.

Facebook bunun belki de en doğru örneklerinden biri. Çünkü Facebook, Google gibi firmaların iş modeli sizin bilgilerinizi, beğenilerinizi, ihtiyaçlarınızı sizin de onayınızla üçüncü firmalara satmak üzerine kurulu. Evet, sizin de onayınızla. Aslında hiçbirimizin okumadığı ama onayladığı o kullanım koşulları sözleşmesi sizden tüm bu izinleri alıyor ve sizi bir ürün gibi size bir şeyler satmak isteyen firmalara pazarlıyor.

Ee tamam da bu yeni bir şey değil zaten firmaların bizim Google aramalarımıza göre bize reklam gösterdiğini biliyoruz ne var bunda demeyin. Bu sadece buz dağının görünen yüzü. Aslında bu son yaşanan skandal çok daha büyük bir olay. Hatta belki gelecekte tüm sosyal medyayı ve interneti yeniden şekillendirecek kadar önemli bir haber. Eğer tüm söylenenlerden kafam karıştı ben bu olayı tam anlamadım diyorsanız size yaşananları ve olayın ne kadar büyük olduğunu kısaca özetleyeyim.

Peki Neler Yaşandı?

Guardian ve New York Times gazeteleri tarafından ortaya çıkarılan habere göre Cambridge Üniversitesinde bir araştırmacı olan Alexander Kogan tarafından geliştirilen kişilik testi Facebook uygulaması, Cambridge Analytica şirketi tarafından Amerikan vatandaşı olan ve oy verme hakkı bulunan kişilere reklam yolu ile pazarlandı. Bu kişiler adam başı 2-3 dolar karşılığında bu uygulamayı Facebook hesaplarına yüklediler ve kişilik testini tamamladılar.

Aslında buraya kadar her şey normal. Her seçim öncesi olduğu gibi küçük bir pazar araştırma grubu üzerinde çalışma yaparak, oy verenlerin eğilimleri ve oy vermek için nelerden etkilendikleri saptandı. Ancak normal dışı olan, sadece bu uygulamayı indirip, kişilik testini yapan 230 bin kişi değil, bu uygulama üzerinden, onların arkadaşlarının profillerine ,onların izinleri alınmadan ulaşıldı ve onların bilgileriyle birlikte toplam 50 milyon oy veren Amerikan vatandaşının kişilik profili çıkartıldı. Yani 230 bin kişi üzerinden neredeyse tüm Amerika’nın kişilik analizi yapıldı ve oy verirken nelerden etkilendiği saptandı.

Buna çok da şaşırmayın çünkü bu skandaldan sonra ortaya çıktı ki aslında Facebook üzerindeki 1800 uygulamadan 148 tanesi arkadaşlarınızın da bilgilerine ulaşmak istiyor ve siz de bunu kabul ediyorsunuz.

İşte iddialar buradan başlıyor ki bu bilgiler Trump’ın şaibeli destekçileri tarafından kullanıldı ve tüm Amerikan halkı kandırılarak seçimi Trump’ın kazanması sağlandı.

Sistem aslında şu şekilde işliyor. Bu uygulama beğenilerinizden sizin ve arkadaşlarınızın psikolojik analizinizi yapıyor. O verme eğilimlerinizi saptıyor ve buna göre size gönderiler gösteriyor. Örneğin koyu bir Trump düşmanıysanız ve sistem ona o vermeyeceğinizi anlıyorsa sizi oy kullanmaktan vazgeçirmek için kızdıracak ve sizi seçimlerden soğutacak gönderiler gösterirken, milliyetçi duyguları ağar basan biriyseniz size ona göre gönderiler gösteriyor. Bu şekilde insanların duyguları ile oynayarak seçim sonuçlarını manipüle etmeyi hedefliyor. Sonradan ortaya çıkan belgeler ve görüntüler de gösteriyor ki bu uygulamayı yapan, Cambridge Analytica şirketi, aslında sadece veri analizi yapan bir şirket değil.Dünyanın çeşitli yerlerinde gerek internet ve sosyal medya üzerinden, gerekse rakipler ile ilgili skandallar yaratarak müşterisinin seçimleri kazanması için çalışan bir manipülasyon şirketiymiş. Hatta iddialara göre bu yöntem İngiltere’nin Avrupa Birliğinden ayrıldığı Brexit seçimlerinde de kullanılmış ve İngiltere’nin Avrupa Birliğinden çıkması sağlanmış.

Cambridge Analytica şirketinde çalışan ve itirafçı olarak tüm bu skandalın ortaya çıkmasını sağlayan Christopher Wylie’nin belirttiğine göre, bu şirket tamamen Facebook verileri üzerine çalışan bir şirket.

Peki bu işte Facebook’un rolü ne?

İşte herkesin aklındaki sorulardan biri de bu aslında. Bu olaydan sonra Facebook hisseleri %12 gibi rekor düzeylerde değer kaybetti. Bu şu demek şirket sadece 2 günde 50 milyar dolar para kaybetti. Güvenlik şefi istifa etti.

Facebook burada belki bilgileri direkt vermese de bunun önüne geçemediği ve kişisel bilgileri yeteri kadar iyi koruyamadığı için suçlu bulunuyor. Bu ilk de değil üstelik. Daha önce de bu kadar büyük olmasa da benzer durumlar yaşanmıştı. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg de bu olayda Facebook’un suçlu olduğunu kabul ederek hatasını üstlendi.

Peki bu olay neden bu kadar büyüdü?

Aslında bu kadar büyümesinin 2 temel nedeni var.

Birincisi sosyal medyada belki de anlamsızca beğendiğimiz kedi videoları, ateşli köşe yazıları ve hatta eklediğimiz arkadaşlarımız bizim hakkımızda çok şey söylüyormuş, bunu öğrendik. Kogan’ın Facebook verileri ile oluşturduğu bu kişilik testi o kadar etkili ki sadece 10 beğeniniz ile sizi en az arkadaşınız kadar iyi tanırken 150 beğeni ile sizi anne ve babanızdan bile daha iyi tanıyor. Hatta 300 beğeniden sonra sizi sizden bile daha iyi tanıyor.

Bu sistem o kadar etkili ki koskoca bir ülkenin, o ülkenin tüm dünyayı etkilediğini düşünürseniz, koskoca dünyanın kaderini değiştirecek sonuçlara yol açabiliyor.

İkincisi ise bu yaşananların gelecekte bu tür platformların ve hatta tüm internetin güvenliğinin tekrar düşünülmesi gerektiğini çok açık bir şekilde gözler önüne sermiş olması.

Facebook Hesabımızı Silelim mi?

Peki o zaman hemen Facebook hesabımızı silelim.

Aslına bakarsanız hesabınızı silmeniz de bunun için bir çözüm değil. Paranoya yapıp tüm sosyal medya hesaplarınızı silseniz dahi aslında bir profiliniz oluyor. Geçmiş gönderilerinize göre, arkadaşlarınızın sizinle ilgili paylaşımlarına göre bir hayalet profil oluşturuyor ve işin garibi sizin buna giriş hakkınız bile olmuyor. Ayrıca Facebook hesabınızı silseniz dahi, Apple, Google ve kullandığınız GSM operatörleri gibi bir sürü firma sizinle ilgili bilgi toplamaya devam edecek.

Burada şöyle bir gerçek var. Bizler, internetle belki ilkokulda, ortaokulda belki lisede belki de üniversitede tanışan, internetin ilk kuşakları, aynı zamanda internetin ilk denekleri ve ilk kurbanlarıyız. Onu gerçekten doğru anlamaz ve doğru kullanamazsak, kontrol edilemez bir canavara dönüşebilir. Mesela Black Mirror dizisindeki karamsar bir gelecek tablosunda olduğu gibi Facebook gibi firmalar bu verileri milyonları yönetmek için kullanmayı seçerse ne olacak?

Örneğin 2. Dünya savaşında Hitler gibi biri çıkıp bütün dünyanın altını üstüne getirene kadar Birleşmiş Milletler ya da dünya insan hakları sözleşmesi gibi barış dolu bir geleceği şekillendirecek kurumlar yoktu. Bu yaşananlardan dersler alındı ve yeni dünya düzeni bu hataların tekrar etmemesi için yeniden şekillendirildi. Eğer bizler de yaşananlardan doğru dersleri çıkartır ve aynı hataları tekrar etmezsek internetin gerçek sahiplerine yani gelecek kuşaklara doğru değerler ve doğru temeller bırakabiliriz. Seçim bence çok net.

Peki ben bugünden itibaren ne yapabilirim?

Öncelikle Facebook üzerinden abuk sabuk uygulamalar indirmekten vazgeçin. Tabii buna Çiftlik bank gibi uygulamalar da dahil. Sonra kişisel ayarlarınızı kontrol edin. İsim yerine takma isim kullanmaktan bahsetmiyorum. Çünkü siz onlar için sadece bir verisiniz isminizin hiçbir önemi yok. Ayarlarınızdan hangi uygulamalar sizin özel bilgilerinize ulaşıyor kontrol edin ve gereksizse kapatın. Ancak en önemlisi beyninizde uygulayacağınız filtre. Sosyal medya üzerinden gördüğünüz her şeyin aslında gerçek olmayabileceğini ve size özel gösterilen gönderimlerden biri olabileceğini aklınızdan çıkartmayın.Daha  güvenli bir gelecek için soran ve sorgulayan insanlar olun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir